• Şuan Sitemizde 31 Kişi Haber Okuyor.
  • Özlem Cansevdi

  • Kendi Penceremden Yazıyorum

  • 15780

Özlem Cansevdi

MERHABALAR, YOLCULUK NEREYE?

 

Yolda geçen zaman dilimine bakılmaksızın sorulur bu masum soru. Eğer yolunuz uzunsa diğer sorulara zemin hazırlamak için sorulduğunu bilmeniz gerekir.

 

Yolculuk nereye? Bu soruya cevap bulmak öyle kolay mıdır? Bir şehirden çıkarsınız yola, başka bir şehre varma düşüncesiyle, görünen yolculuk budur evet, peki ya bu soru doğru algılanırsa nasıl cevap verirsiniz?

 

Hepimizin gideceği yer aynı, topraktan geldik tekrar toprağa gideceğiz. Güzergah bu aslında ama yolculuk süresince farklı yerlerde mola verir hayat, tıpkı bindiğiniz otobüs gibi. Bir an dünyevi şeyler için koştururken bulursunuz kendinizi, bir an ahiretiniz için hazırlık yaparken. Ahiretinizi hazırlamanızın belli şartları vardır. İslamın şartlarını layığıyla yerine getirmeniz gerekir ve iyi insan olmak için çabalamanız.

 

Peki ya dünyevi molalar için ne yapıyoruz? Bir koşuşturma içinde geçerken hayatımız, giden her dakikanın artık geride kaldığının, akan zamanı asla geri getiremeyeceğimizin ve birilerini kırdıktan sonra belki de affedilecek zamana bile sahip olmayışımızın farkında mıyız?

 

Ölümler böyle sırasız çalarken kapımızı, neye güvenip daha sonraya erteleriz ki sanki hayatı? iş koşuşturması, dünya hali telaşı varken farketmeyiz çevremizde olan biteni, düşünmeden kırarız kalpleri, harcarız dostluklarımızı...

Kaybettikten sonra anlarız değerlerini, bir işe yaramadığını farkederiz ah ederek. Giden gitmiştir, artık onarılacak bir kalp bile kalmamıştır. Yıkmak yerine yapmayı tercih etmeli bu kısa dilimde, en iyi şekliyle değerlendirmeli ve kalıcı eserler bırakmalı geride. Kalıcı eserden kastım ne bir yazı ne bir resim, kalıcılıktan kastım iyi insanların dilindeki güzel sözler... Hakkınızda konuşulanlar, anlatılanlar yüzde altmış oranla bile fazlaysa tamamdır, dünya sizi memnun bırakmıştır toprağın yakasına.

 

Bir hikaye bilirim her duyduğumda tüylerimi diken diken eden, defalarca okumaktan zevk aldığım bir hikaye. Konumu bu hikayeyle noktalamak ve yazımı okuyanlardan nacizane bir istekte bulunmak istiyorum. Karşımızdakini gerçekten anlamadan yargılamayalım, yıkıcı olmaya değil, yapıcı olmaya gayret edelim, belki o zaman hayat birileri içinde yaşanmaya değer görünür... Zor şartlarda yaşayanları hayata bağlayan tek şeydir sevgi...

 

 

SEDEF ÇİÇEĞİ

 

Seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını.

Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu. Ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim. "Anlat teyze. Neden boşanmak istiyorsun?"

Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı, "Bu herif yetti gari, elli yıldır bezdirdi hayattan."

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış elli yılın ardından. Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti. Herkes onu dinliyordu.

Yaşlı kadının gözleri doldu. Ve devam etti.

"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim. O bilmez. Elli yıl önceydi. O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye. İyi gelirmiş dedilerdi. Elli yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi. Ta ki geçen geceye kadar. O gece takatim kesilmiş, uyuyakalmışım. Ben böyle bir adamla elli yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim. Ondan hiçbirşey göremedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim, onu bile göremedim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."

Hakim, yaşlı adama dönerek;
"Diyeceğin bir şey var mı baba?" dedi.

Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

"Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadimemi de orada tanıdım. Sedefleri de. Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. O çiçeklerle doludur bahçesi. Kokusuna yandığım perişan eder yüreğimi. İlk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi. Hekimi pek dinlemedi bizim hatun, lafım geçmedi. O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu. Ben ona gece sularsan geçer dedim. Adak dilettim. Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim. O sevdiğim kadını, yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece o çiçek ben oldum, sanki. Ona bu yüzden her defasında yeniden aşık oldum..." dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle.

"Her gece o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey. Geçen gece de, yaşlılık. Ben de uyanamadım. Uyandıramadım. Çiçek susuz kalırdı amma, kadınımın boynu yine azabilirdi. Suçlandım. Sesimi çıkartamadım."

O an mahkeme salonunda herşey sustu.

Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldı" diye, yalnızca neticeyi haber yaptılar.

 

 

Saygılarımla.

 Özlem CANSEVDİ

 Siirt56 / 16-10-10



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

   tuba 2011-01-29  
özlem abla gerçektende yazıların çok muhteşem yanı yapılacak yorum bulamıyorum tek kelımeyle süper yüregine saglık...
   Faik KAYNAK 2010-10-25  
Yazınızı okudum, manidar buldum.Tbrler...
   Duygu 2010-10-18  
Her beşik içindekine sorar nereden?ve her kefen içindekine sorar nereye? demiş ünlü bir düşünürümüz,gerçektende bu hayatta nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi iyi bilmek gerekir.gideceğimiz yer belli o yüzden adımlarımızı daha dikkatli atarsak bu hayatta sevdiklerimizle daha mutlu oluruz......Canım kardeşim hikayen beni çok etkiledi şimdilerde kaldımı böyle sevgi, malesef yok denecek kadar az...paylaşımın için teşekkür ederim kalemine sağlık.........



   meltem 2010-10-16  
Yüreğinize sağlık Özlem hanım , çok güzel hatırlatmışsınız bize şu 3 günlük dünyada sevdiklerimizin kıymetini bilmeyi , sevmeyi ve sevdiğini hissettirmeyi tekrar teşekkür ederim

SON YAZILARI

İNDİRİM TÜRK MÜZİK KÜLTÜRÜ VE GÜNÜMÜZ GENÇLERİ MERHABALAR, YOLCULUK NEREYE? KOMŞUSUNU TANIYANINIZ VAR MI? Vali Çolak, Siirt'e Yeni Bir Soluk Getirdi Canım Babam BİL KENDİNİ (ÖĞRENCİLERE İTHAFEN) ZALIM GURBET DÜNYA ÇEVRE GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN MERHABALAR

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 185317 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 157518 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56