• Şuan Sitemizde 62 Kişi Haber Okuyor.
  • M.Şakir Özmazı

  • sakir.56@hotmail.com

  • 17455

M.Şakir Özmazı

GİZEMLİ KAPILAR

İnsan yaşamında hep gizemini korumuştur kapılar. Evlerin içindeki ve dışındaki dünyalar arasında en duyarlı köprüdür kapılar...

Nereden bakarsanız, arkasında bilinmezleri, kuşkuları, umutları, sevinçleri ve hüzünleri yaşatır. Perdeleri çekti mi gece, artık kapıların sürgüsü de çekilir. Kapalı kapılar ardında cereyan eden bütün olaylar sırdır ve Siirt insanında sır oldukça önemli. Esrarengiz olan arıya teşbih edilirdi sır saklamasını bilenlere. Evin her ferdi de arı misali esrarını korurdu. Tıpkı eve yeni gelen geline sırrı dışarıya çıkarmama adına perde pilav kabuğundan örnek verildiği gibi. Bir de yöremizde evler kabire benzetilir. Nedeni ise malum, ölünün durumu hakkındaki bilinmezler. “Kol kırılır, yen içinde kalır” ve “Kan kussan da kızılcık şerbeti içtiğini söyle” sözlerinin tatbik edildiği ve içeride olup bitenlerden dışarıdakilerin haberi olmamalı? Düşüncesi hâkim Siirtlilerde.

Kim bilir kimler açtı girdi, kimler çıktı bu kapılardan? Dokunup açtığınızda o evin dünyası önünüze serilmeye başlar. Biçimleri, renkleri, malzemeleri, aksesuarları ve çevresi ile toplumsal kültürü, estetiği yansıtan bütün öğeler, eski Siirt Cas evlerinin işlemeli, süslü kapılarında paylaşılmış. Kapılar, pencereler estetik açıdan özellikle Siirt evlerin en etkileyici unsurları oldukları gibi, onların ardında yaşayan insanların kimliklerini, yaşam biçimlerini, gizemlerini yansıtır. Castan evlerimizi ya da konaklarımızı bekçi misali koruyan da hep bu ahşap kapılar. Siirt’in cas evlerine bir başka güzellik katmıştır motifli kapılar. Evin dış çevreyle bağlantısını sağlayan bazen çift kanatlı bazen de yekpare kapılar. Dış kapıdan girince “Havş” denilen geniş bir avlu başlardı. Ev halkı için özgürlük alanı iken, çocuklar için de oyun sahasıydı.

Mimari dokusunu günümüze aktarabilmiş az sayıdaki ev ve kapıların birçoğunun yerinde yeller esse de, “Beyaz Bir Geline” benzetilen kentimizde zamana meydan okurcasına varlıklarını sürdüren hala ev ve kapılar ayakta dimdik karşımızda durmaktalar. Kapı kanatlarının oymacılığı aradan yıllar geçtiği halde hiç zedelenmeden bütün güzelliğiyle gözleri kamaştıran sanat ve ustalık harikası halinde duranları gördükçe sevincimize sevinç katmaktadır. Maalesef bazı kapılar da temsil ettiği evle birlikte maalesef çürümekte. Bir zamanlar ihtişamlı evin ihtişamlı bir kapısıydı ama şimdi birlikte olduğu duvar ve pencerelerle birlikte yıkılmayı bekleyenler arasına girdi diyebileceğimiz kapıların sayısı bir hayli fazla. Ve ilginçtir, ev sahipleri tarafından terk edilince küsercesine yıkılmaya yüz tutuyor. Evin duvarları, evin kapısına çürümeye aday olur. Cas evde ikamet oldukça ayakta dimdik duran ev terk edilince kısa sürede yıkılıveriyor ne hikmetse.

Kapı başlı başına bir kültürdü. Kapının hızla çarpılmadan yavaşça örtülmesi bir edeptir. Bu edep inceliğine göre “kapıyı kapat” denilemez (Allah cc. kimsenin kapısını kapatmasın); kapıyı ört denilir. Ayrıca misafirperverliğin en güzel örneğini sergileyen Siirtliler manevi değerlere bağlılığın bir ifadesi olarak, misafirlerini ağırlamada cömertliğin alasını gösterirlerken, veda anı gelince de kapıya kadar refakat ederler. Ve misafirler uzaklaşmayıncaya kadar kapıyı örtmezler. Misafire verilen değerin bir ifadesiydi. Bu da edeptendir. Evin hanımı beyini kapıda karşılar ve kapıda uğurlardı. Hele hele yolculuğa çıkacaksa arkasından maşrapa ile su dökerdi yolu açık olsun ve selametle dönsün diye. Edepler arasında yer alırdı bu hareket. Gelin giden genç kızlara verilen son öğütler nedense hep kapıda olurdu.

Hele hele “Kapı komşuluğu” belki başlı başına bir konuyla işlenebilir cinsten. "Komşum öyle iyi bir insan ki." diye başlayan methiyeler inci gibi dökülür dudaklardan. Siirtlinin bize bekleriz dedikleri ve içten gelen sözün sonunda mutlaka “Kapımız sizlere ardına kadar açıktır” derler. Ve geldiler mi misafirler. Kapı açanlara söyledikleri özlü dua ise “Kapı açanların çok ola” idi.

Gelen her ne niyetle gelmişse gelsin mutlaka Allah misafiri kabul edilip hürmet ve ikramda kusur edilmezdi. Kitaplarında kapı dışarı etmek yoktu.

Kapı Tokmakları

Geçmişin heybeti, inancı avlu kapılarının tokmaklarına aksetmiştir. Farklı motiflerle dergâh kapılarının tokmakları bile başlı başına bir kültürdü ve Siirtli insanın hayata bakışının bir simgesiydi. Çok ince işçilikli, iri başlı çivilerle süslenmiş büyük ahşap kapılar, o kadar mükemmel ve ustaca yapılmış ki etkilenmemek mümkün değil. Kapılar üstündeki tokmaklar, görevlerinin ötesinde, biçimleriyle de yöresel kültürün izlerini taşırlar.

Bakın yılların gazetecisi Cumhur ağabeyin yıllar önce, kapılarımız konusundaki araştırma ve tespitlerine kulak verelim. Cas evlerimize “Dergâh” adı verilen süslü ve “Mısraheyn” diye tabir edilen iki parçalı kapıdan girilirdi. Bu kapıların arkasında kalın tahtadan yapılmış sürgüler; Kapının üzerinde de metalden yapılmış el şeklinde iki tokmak bulunmaktadır. Bu tokmaklardan sıkılmış yumruk şeklinde olanı tok ses çıkarır ve kapıyı çalan erkekler tarafından çalınır. Açılmış el şeklinde olanı ise tiz ses çıkarır ve gelen bayanlar tarafından kullanılır. Ev sahipleri tokmağın sesine göre gelenin kadın veya erkek olduğunu bilir ve kapıyı ona göre açarlardı. Kimi evlerin kapılarında ise, bir kadının zarif eli, kapı tokmağına dönüşür.

Tokmaklarda kullanılan bazı biçimler, eylemin özünü yansıtırcasına sesi çağrıştırır.

"Siirt’te evlerin kapı tokmakları, ait oldukları, kapıların üstünde kaldığı, ses verdiği sürece geçmiş, yarına taşınır ve zaman kesintisizce akar. Kapılarda gözetme penceresi de olurdu. Kapıyı çalan kişi eve girmeyecekse görüşme bu pencereden yapılırdı. Bazılarında da çıngırak bulunurdu. Özellikle kış mevsiminde tokmak sesinin işitilemeyeceği düşünülerek evin iç kesimlerine bir halat çekilerek çıngırağın hareket etmesi sağlanırdı” diyor.

Büyük, köklü ve asil ailelerin kapısı için mübalağalı olarak azametini göstermek için de “Mısrah Bebu mıtroveyn, çeçuku kiloveyn” (Dergâh kapı kanadı iki metre, tokmağı iki kilo) tabiri kullanılır.

Elde edilen nimete karşılık külfet ve zahmet karşısında yapılan sitem için de kapı kelimesinin geçtiği atasözü kullanılır genellikle “Deve besleyen, evinin kapısının eşiğini yüksek yapar.” Ayrıca fakirlikten zenginliğe geçiş yapanların sonradan görme gurur hali ve işlerinin rast gitmeyişinden zenginlikten fakirliğe tekrar dönenleri bekleyen zor günler karşısında “Allah büyük kapıyı küçültmesin, küçük kapıyı büyütmesin” sözü kullanılır memleketimizde. Genel olarak kullanılan ve çok hoşuma giden bu söz ne kadar da manidar değil mi? “Men Dakka dukka” (Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.) sözüyle de kötü niyetlilerin akıbetine işaret edilmektedir.

Yıllardır üzerine titrediğimiz kültür ve tarih hazinemiz olan işlemeli kapıların her çizgisinde ecdadımızın parmak izlerini görmek mümkün. Koruma altına nasıl alınabilir? Diye hep düşünmüşümdür. Kültürel kimliğimizi bu yolla zenginleştirmeyi hedefleyen atalarımızın mirasını nasıl kurtarabiliriz? Toplum olarak kendi öz değerlerimizi koruma sorumluluk ve şuuruna sahip olmamız gerekmektedir. . Kültürel varlıkların korunması ve kurtarılması için, insanüstü çaba sarf edilmeli bence. Siirt’imizin köklü geçmişinden mutlu geleceğine köprüler kurup, aydınlığa kapıları aralayabilecek miyiz acaba? Merakla bekliyorum.

Saygıyla...


M.Şakir ÖZMAZI / SİİRT56

 



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

SON YAZILARI

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI? SİİRT´TE GENÇ YAZARLAR YETİŞİYOR SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ ERBAİN VEYA DEYİŞİMİZLE: ARP´ENİYE EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN SONBAHARDAKİ MİSAFİRİMİZ TAHHAN AMCA SİİRT´TE BAKIRCILIK VE BAKIRCILAR ÇOCUKLUĞUMUZDA BAYRAM COŞKUSU GİZEMLİ KAPILAR MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 181533 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 154234 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56