• Şuan Sitemizde 61 Kişi Haber Okuyor.
  • M.Şakir Özmazı

  • sakir.56@hotmail.com

  • 23449

M.Şakir Özmazı

MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ

 

MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ
 
Çocukluğumuzun en tatlı anılarından biri “Melede Ateşi Şöleni”
 
Zaman geçiyor olabilir, fakat insan birikimleriyle ve hatıralarıyla taşır beraberinde bu fani dünyadan. Çocukluk anılarının oluştukları zaman süreçleri çok kısa bile olsa; yıllar sonrası aklımızda bu kadar canlı nasıl kalabiliyorlar? Doğrusu hayret etmemek elde değil.
 
İşte, hafızamızda canlılığını koruyan geleneklerden unutamadığımız “Melede Ateşi” niçin yakılırdı? Ne zaman yakılırdı? Ve neyi ifade ederdi acaba? Sorularına cevap bulmaya çalışalım.
 
Hangi tarihte ortaya çıktığı bilinmeyen Melede Ateşi geleneği, geçmiş dönemlerde insanlar arasındaki iletişimin bu kadar hızlı ve yaygın olmadığı, özellikle haberleşme imkânlarının kısıtlı olduğu dönemlerde çevre ilçe ve köylere oruç tutulacağını haber verme amacının da güdüldüğü nesilden nesile anlatılmaktadır. Ramazan’ın başladığını yaktıkları ateşlerle duyururken sevinçlerini de dile getirirlerdi mahalleli çocuklar ve gençler. Mübarek Şehr-i Ramazanı selamlamanın adıdır melede ateşi.
 
Biz Siirtli Çocuklar, Ramazan Ayının Gelişini Farklı Bir Şekilde Kutlarlardık.

Ramazan denince akla ilk olarak Melede diye adlandırdığımız Ramazan ateşi gelirdi. Ramazan yaklaştıkça tatlı bir heyecan, bir telaş kaplardı mahalleli çocukları. Ramazan ayının gelmesinden 15–20 gün önce, mahallenin çocukları aile reislerinin evlerine döndükleri akşam saatlerinde, sokak geçişini enlemesine birkaç kişi tarafından taşınan uzun sırıklarla engellenirdi. Önü kesilen mahalleli sakini adamlara: “Allay seylok iyeee tine Ğamçerğiyeee” (Allah işini rast getirsin. Bize 25 kuruş ver.) dua eşliğinde para toplarken cimrilik edip para vermeyenlerin ardın da “Cebinde yoktur bir Mırkah” (Mırkah derdik ama gerçeği mangır olup Osmanlı zamanında kullanılan en küçük bakır para birimi imiş.) sözüyle uğurlarlardı. Daha sonra bu paralarla da çalı çırpı satın alınırdı. Ramazan Arifesi gününe kadar uygun bir yerde saklanırdı. Çalı çırpı temin etmenin bir başka yolu da evleri tek tek gezmekti.Kapısını çaldıklarıailenin özellikle nazlı çocukları için maniler okunarak çalı çırpı toplanırdı. (Bütün çocuklar nazlıydı ve kapısı çalınan her evin kapısı önünde “Allay Ğalli lım dellel” (Allah nazlı çocuğu bağışlasın) duası ve ardından nakaratımız âmin olan emmminnn olurdu.)Asker delikanlıları varsa selametle dönmesi için dua edilirdi. Evin hanımı tarafından damdan çalı çırpı atılırdı. Koro şeklinde duaya devam edilirken alkış tufanı da kopardı.
 
 Beklenen gün gelip çatmıştı. Ramazan arifesinde yani oruç tutmadan bir önceki gün, ikindiden sonra mezarlık ziyaretlerinde yapılan duaların ardından mahallenin gençlerini ve çocuklarını Melede heyecanı kaplardı.

 Mahalle meydanında toplanan çalı ve çırpılardan bir kule yapılarak ateşlenirdi. Mahalleler arasında tatlı bir rekabet de yaşanır ve hangi mahallenin kulesinin daha yüksek olduğuna bakılırdı. En yüksek ve en görkemli kuleyi yapmak mahalleler arasındaki prestij açısından çok önemliydi. Melede ateşinin alev yüksekliği, yakındaki cami minaresinin yüksekliği ile kıyaslanırdı. Akşam, hatta yatsı ezanına kadar ateşin etrafında toplanılır, ateşin üzerinden atlanılarak Ramazanın geliş sevincini "Ramazan geldi, Hoş geldi" diye bağırarak mutluluklarını dile getirilirdi. Mübarek Ramazan ayına girilecek olan bu gecenin mutluluğunu bu ifadelerle de dile getirirlerdi. “Illeyle iye leyle. Kıhle Ale ımberhe.” (Akşam bu akşamdır. Dün akşamın başına kehle.)
 
Çocuklar, ateşin çevresinde koşanların ve üstünden atlayanların, ömürlerinin uzun olacağına inandıkları için ateşin üstünden atlamaları ortaya ilginç görüntülere sahne olurdu. Cesur olanlar veya sevdiğine hava atmak isteyenler yükselen ateş alevlerine rağmen atlamaya deneyenlerimiz de vardı. Küçükler ise alevin dinmesini beklerlerdi. Ateşinin yükselen alevinden birbirini fark edemeyen gençler akrobasi hareketlerle ateş üzerinden atlarken karşıdan da atlamaya gelen genç ile kafa kafaya gelerek ateşin üzerine düştükleri kazalara da rastlamak mümkündü. Tabi izleyenlerin gülüşmelerine vesile olurlardı.
 
Yalnız bu aya özgü olmamakla birlikte, bu ayda oldukça yoğunluk gösteren bir başka geleneğimiz de Eşet’ıl Immat adı verilen, Ölülerin Yemeği olarak tanımlayacağımız yemek dağıtma geleneğiydi. Hemen hemen her evde pişen yemekler, akşam saatlerine yakın bir vakitte, üzeri örtülü bir tabakta, muhtaç komşuların evlerine gönderilirdi. Ne yazık ki bu geleneğimiz de unutulmaya yüz tuttu.
 
 
Çocukluğumda Sadece Birkaçına Yetiştiğim Melede Anılarından
 
Istoh Il Imbar” ve “Maska” mahalledeki oyun alanlarımızdandı. Her iki boş alanda da Melede ateşi yakılırdı. Daha çok Batı Mahallesi’nin Foto Emek karşısındaki sokak girişinde boş alan Maska’yı tercih ederdim. Elime tutuşturulan salçalı ekmek ile “Melede ateşi” alanına koşardım heyecanla. Aşağısında Dadoka, üstte Helva Fabrikası karşısında da çıkmaz sokak. İşte bu çıkmaz sokağın sonundaki harabe cas evin yıkılmayan bir odasında saklardık topladığımız ve satın aldığımız çalı çırpıları. Helva Fabrikasının üstü castan ve bahçeli “Cemeh It Tellea” (Cumhuriyet Caddesine Yokuş yukarı çıkan yolda olduğu için yokuş anlamı taşırdı camii adı. Şimdiki adı ise Darusselam) bu cami inşa edilmek üzere yıkılırken meydana gelen boş alanda Melede Ateşi yakıyorduk mahalleli gençlerle.
 
Mahalleliler arasında çalı çırpı çalma demeyeyim de yer değiştirmeleri ve ardından ufak çaplı da olsa hırpalama olayları zaman zaman vuku bulurdu. Bir gün başka mahallenin gençleri sakladığımız çalı çırpıları yürütmeye geldikleri ihbar edildi bize. Rakipler suçüstü yakalandı ve ardından kaçınılmaz maceramız olan kavga-dövüş.
 
Ramazanın kış mevsimine rastladığı zamanlarda tören bitiminde ateş közlenince herkes teneke kutusunu getirir ve evdeki mangala konulmak üzere kor ateşten teberrüken alıdı. Böylece alanda temizlenmiş oluyordu.
 
 Bir bakıma eğlenceli geçen bu güzelim gelenek unutuldu ve maalesef son yıllarda terk edildi diyebiliriz.
 
Her ne kadar Belediye Kızlar Tepesinde sembolik olarak Melede Ateşi yaktıysa da gönül isterdi ki evvelde olduğu gibi her bir Mahallenin boş alanında yakılsaydı.
 
Geçmişten ve gelenekten kopmadan unutulmaya yüz tutmuş birçok gelenek gibi bu geleneğimizi tekrar yaşatmaya, ihya etmeye ne dersiniz?
 
Saygıyla…
 
M.Şakir ÖZMAZI
sakir.56@hotmail.com


Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

   cemalettin cellek 2010-08-20  
sitenizin tasarım kalitesiyle ve yaptığınız kaliteli ve tarafsız haberlerle siirt'in gururu olmayı herzaman hak ediyorsunuz herzaman yanınızdayız
   SERVET KILIÇ 2010-08-20  
Saygı değer şakir abim ne güzel yazmışsın...
Yazını okudukça o günlere gittim küçükken 14eylül ilk okulunun arkasında melih camii ninde arka sokağında harabe boş bi alan vardı bizde o ateşten yakardık isminin melede olduğunu şimdi öğrendim o ateşin üzerinden atlardık. Ozaman çocukluk arkadaşlarımla kapı kapı dolaşıp o evde oturan kişinin ismiyle ALLAH ĞELLİ ..... AMİN. der para toplardık. Memleketim bi yana o günleride çok özledim. Ogünleri bi nebze yaşattın bize... Allah razı olsun
   M.RECEP ÖGETÜRK 2010-08-08  
ABİ NE GÜZEL YAZMIŞSIN BİZ ÇOÇUKLUĞUMUZ RAMAZAN ATEŞİ (MELEDE) DENDİĞİ ZAMAN YÜREĞİMİZ UÇACAK GİBİ OLUYORDU EVLERİ DOLAŞIP PARA TOPLARDIK ARBALARIN ÖNÜ KESİLİRDİ YOLDAN GEÇENDEN GÖNÜLLERDEN KOPAN GÜZELLİKLER VERİLİRDİ O ATEŞİ YAKMAK BİZİM İÇİN BİR OYUN DEĞİL YAŞAMA SEVİNCİMİZDİ BİZ BU ATEŞLERLE BÜYÜDÜK AMA ŞİMDİ ÖLE BİRŞEY YAPMAK İSTESEK BİLE YAPAMIYORUZ ENGELLER KALDIRILSA YAPAN ÇOK OLUR


ŞAKİR ABİM ELLERİN DERT GÖRMESİN YÜREĞİNE SAĞLIK ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN... SAYGILARLA

SON YAZILARI

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI? SİİRT´TE GENÇ YAZARLAR YETİŞİYOR SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ ERBAİN VEYA DEYİŞİMİZLE: ARP´ENİYE EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN SONBAHARDAKİ MİSAFİRİMİZ TAHHAN AMCA SİİRT´TE BAKIRCILIK VE BAKIRCILAR ÇOCUKLUĞUMUZDA BAYRAM COŞKUSU GİZEMLİ KAPILAR MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 181533 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 154234 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56