• Şuan Sitemizde 36 Kişi Haber Okuyor.
  • M.Şakir Özmazı

  • sakir.56@hotmail.com

  • 2503

M.Şakir Özmazı

DAM SEFASI VE YAZ GECELERİNE DAİR

Dam Palas 

Güler yüzlü, sıcakkanlı insanların diyarı Siirt’imizde sıcakların artmasıyla cas evlerin damlarına çıkardık evvel zaman içinde. Geceyi damda geçirme dönemi veya dam palas sezonu Mayıs ayında hafiften başlar ve "Sam" denilen 40 günlük sıcak günlerin başlamasıyla tamamen damı tercih ederdik. Artık bütün ahali, çoluk çocuk damlardayız. (Sam, Arabî hesaba göre Haziran dan 5, Temmuz un tamamı ve Ağustos ayından 5 gün olmak üzere 40 gün sürer. Bizim kullandığımız tarih takvimi ile arasında 13 gün fark olduğuna göre 8 Temmuz’da başlayan Sam, 18 Ağustos ta sona erer.)

 

Bunaltıcı yaz günlerinde oturulan, yatılan efsunlu mekânlardır damlar.  Akşam olunca tatlı bir meltem çıkar, yıldızlar yere bir karış yaklaşır sanki ve gökyüzü bol ışıklı bir denizi andırırdı. Sırt üstü yün yataklarda uzanır ve avuçlarımızla gökyüzünün yıldızlarını toplayacakmış gibi duygularla yüklüyken, birden çok da uzak olmayan bir komşu damdan müzik sesi alıp bir yerlere götürürdü biz dinleyenleri. Geceye ilahiler, müzikler, gülüşmeler, çocuk çığlıkları ve halk hikâyeleri karışırdı. Bir de Melih Camii’nin müezzini Melle Fathalla (Canpolat) Hoca’nın Davudi sesiyle akşam ezanının yankısı gök kubbeye karışırdı.

 

Siirt in gündüzünün kesme taş döşeli, kulaç açsan parmak uçları her iki evin duvarına değecek kadar dar sokaklarında hanımların komşu yarenliği, akşamları damlarda bitişik komşularla bir başka şekilde "Nerde kalmıştık?" sorusuyla devam edip sürerdi.

 

 

Çocukluğumda Dam Sefası

 

Siirt in yaz gecelerini, dam sefalarını biraz da olsa kısmen ben de yaşamıştım. Çocuktum. Neredeyse bundan 25 yıl önceydi. Gece, karalara bürünüp mil çekti mi gözlerine, işte o zaman başlardı dam sefamız. Serin geceleri, açık havada gökyüzündeki yıldızları seyrederek dam palas keyfini meltem ve mehtap temaşası yaparak çıkarırdık çocukluğumda. Yataklar serilir, bezlerden perdeler gerilir, yatakların bulunduğu kısmın çevresine perdeli bir oda haline getirilirdi.

 

 

Damda yıldızların altında gecenin sessizliğine etraftan hafif esen rüzgâr alnımızı okşardı ki, işte o zaman uyuyabilir ve yatmanın keyfini çıkarabilirdik artık. Cas evlerinin sefalı mekânlarından olan damda sabahı getirmeye çalışırdık. Sabah ise aile efradı iş bölümü yapardı. Kimi kahvaltıyı hazırlarken kimileri de damdaki yorganları, battaniyeleri özenle katlayıp kaldırılırdı. Damın bir köşesine istif edilir ve üzerine bir kilim çekilirdi.  Tüm bunlar dam keyfinin inanılmaz yaşantısıdır. Bol yıldızlı ve mehtaplı gecelerim kısacık sürmüştü; ama tadı hala damağımda, serinliği hala yüzümde.

 

Yıldızların altında, bazen ay ışığında epeyce aydınlık olduğundan damlara aydınlatma aracı pek çıkarılmazdı. Göğün aydınlığı ile yetinilirdi. Damlarda lâmba yakmayınca çevrenin tümünü aydınlatan tek ışık, her yöreyi aynı oranda aydınlatan yıldızlar ve aydan başkası değildi. Gece lambamızdı ay dede ve yıldızlar.

 

 

Damda Yaz Yağmurları

 

Damda üzerimizdeki yorganımız gibi yahut sarındığınız battaniye gibi gökyüzü her gece ama her gece üzerimizde. Bazen mevsim normallerinin üstünde gök gürültüsü ve ardından yağmur. Çiselemeye başladığında yağmur keyfimize diyecek yoktu. Yağmur damlacıkları üzerimize gelmeye başladığında yorganı üzerimize çektiğimiz geceleri hiç mi hiç unutabilir miyim? Islanırdı yorgan.  Sabah olmasını hiç mi hiç istemezdim nedense. Gece hep devam etsin isterdim.

 

Hele hele halamların yatıya geldikleri akşamlar. Akşam ezanı saatlerinde konuklarımızla damda oturmuş, hatta akşam yemeğini tam karanlık bastırmadan yerken kırlangıçlar sürü halinde gökyüzünde kanat çırpar, keskin inişlerle başınızın üzerinden geçip geçip giderlerdi. Harika bir manzaraydı bu. Gece saat ilerlerken uyku saatini aştığımız halde halamın çocuklarıyla haylazlık yapar ve yaramazlık adına bütün marifetlerimizi sergilerdik. Ha unutmadan, yıldız kayarken dilek tutmayı da ihmal etmezdik çocuk aklımızla.

 

 

Dam sefası artık nostalji olarak kaldı hafızalarımızda

 

Yaz aylarında damlarda yatmak öyle keyifli oluyor ki anlatılamaz ancak yaşayanlar bilir. Hem yıldızları seyrediyor hem de serin ortamda uyumanın keyfini çıkarırdık. Yıllarca devam eden bu gelenek maalesef apartman hayatını tercih ettiğimizden nostalji olarak hafızalarımızda kaldı.

 

Yazımı Şair Cahit Sıtkı’nın, sıcak yaz gecelerinde ailecek çıktıkları dam sefalarının hatırası olan

"Ne çok yıldızın var saymakla bitmiyor

  Meltemi cana can katan yaz gecesi" dizeleri ile bitiriyorum.

 

Sefalı günler temennisiyle kalın sağlıcakla...

 

 

M.Şakir ÖZMAZI / SİİRT56

07.07.2010

 

 

 



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

SON YAZILARI

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI? SİİRT´TE GENÇ YAZARLAR YETİŞİYOR SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ ERBAİN VEYA DEYİŞİMİZLE: ARP´ENİYE EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN SONBAHARDAKİ MİSAFİRİMİZ TAHHAN AMCA SİİRT´TE BAKIRCILIK VE BAKIRCILAR ÇOCUKLUĞUMUZDA BAYRAM COŞKUSU GİZEMLİ KAPILAR MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 180794 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 153649 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56