• Şuan Sitemizde 30 Kişi Haber Okuyor.
  • M.Şakir Özmazı

  • sakir.56@hotmail.com

  • 24092

M.Şakir Özmazı

SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ

SİİRT’TE ANLATILAGELEN

FABL* ÖRNEKLERİ

(*) Fabl: İnsanlar arasında cereyan eden olayları hayvanlar, bitkiler ya da cansız varlıklar arasında geçiyormuş gibi göstererek bu yolla insanlara ahlâk ve ibret dersi vermek, örnek göstermek ya da bir düşünceye güç kazandırmak isteyen bir masal çeşidi. Dünya edebiyatında ilk ve önemli fabllar Hintli düşünür Beydaba’ya aittir. Beydabanın fablları Kelile ve Dimne adlı eserde toplanmıştır. Kültürümüzde bu türün ilk örneklerine Mevlana’nın Mesnevi’sinde de rastlarız. Şeyhi’nin Harname si de tabi bu sahada önemli bir eserimizdir.

Fablların, toplumu örneklerle eğitici, kötü davranışlardan caydırıcı özelliği de bulunmaktadır. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, tokgözlü-açgözlü... vb. gibi çatışmalar, bu niteliklerin yakıştırıldığı hayvanlar arasında geçmiş gibi gösterilir. Dedik ya fabl, İnsanlara ahlâk ve ibret dersi vermek, örnek göstermek ya da bir düşünceye güç kazandırmak isteyen özlü ve kısa bir masal çeşididir.

Siirt’te nesilden nesile aktarılan birçok fabl örnekleri bulunmaktadır. Şehrimiz insanının kültürü ve hayal gücünün genişliğiyle doğrudan alakalı olan, on yıllardır nesilden nesile aktarılan ibretlik iki fabl örneğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

UZUN BACAKLI LEYLEK VE AKSAKALLI İHTİYAR

Uçları siyah, uzun, bembeyaz kanadı, yine uzun ve siyah bir kuyruğu olan, göçmen, sevimli bir kuştur leylek. Yazın Anadolu’ya gelir, çalı çırpıdan mütevazı yuvasını kurar. Sonbaharda havalar serinlemeye başlar başlamaz göç eder, kışı geçirmek için Arap yarımadasına gider. Biz leyleklerin göçleriyle havaların soğumaya başlayacağını, yaza veda edeceğimizi, gelişleriyle de sıcak günlerinin müjdesini almış olurduk leylekten.

Bugün olduğu gibi eskiden beri çocukların sevgilisi olmuştur leylekler. Şimdiki çocuklar "anne ben nasıl doğdum?" sorusuna aldıkları cevaptan dolayı severler. Ya babalarımız çocukken neden severlerdi leylekleri, biliyor musunuz?

Efendim, leyleklerin kış öncesi Arap yarımadasına göç edişi, çocuklara dini vecibesi gereği gittiği hac yolculuğu olarak anlatılırdı. İşte bu yüzden bu sevimli kuşlar Siirtli çocukların sevgilisi olmuş ve kutsal sayılmıştır. Anlayacağınız, leyleklerin kış aylarına doğru kutsal topraklara doğru göç etmesiyle hakettikleri bir ismi vardır; “Hacci leylek.” (Bir de tasavvufta geceleri bolca ibadet edenlere takılan isimlerden biridir leylek. Leyl gece demek olduğu için, geceleri zikir ve ibadetle geçiren zahidlere tasavvuf literatüründe "leylek" denir.)

Evet, yöre halkı tarafından “Hacci leylek” diye adlandırılan leylekler bu unvanlarıyla,  adeta koruma altına alınmış, yuvalarının boş olduğu zaman bile bozulmaması sağlanmıştır. Çevreden topladıkları çalı çırpılarla yaptıkları yuvalarını insanların oturdukları evlerin çatılarında, elektrik ya da telefon direklerinin tepesinde görürüz çoğu zaman. Orda yumurtlar, yavru çıkarır ve yavrularını bir yaz boyu besler, büyütürlerdi.

Bu sevimli leylekle ilgili bizim çocukluğumuzda yer alan tekerlemeyi hatırlayalım isterseniz. Hatta aynı melodiyle okuyalım. Ne dersiniz?

Leylek leylek havada,
Yumurtası tavada,
Oynaşıyor çocuklar,
Dağda, kırda, ovada,
Çağırın gelsin et yesin,
Et yemezse ot yesin,
Leylek leylek lekirdek,
Hani bana çekirdek.
Çekirdeğin içi yok,
San kızın saçı yok,
Süleyman ın suçu yok,
Leylek leylek havada,
Yumurtası tavada,
Kızlar kahve kavurur,
Şıngırdaklı tavada.

Bu girişten sonra leyleğin başına gelen ve ibretlik ders veren fablı okuyalım.

Senelerden bir sene, günlerden bir gün... Yaz mevsiminde havada kanat çırpıp süzülerek uçan, uzun bacaklı Hacci leylek, bir grup delikanlı görür. Tehlikeyi sezer. Kendisine zarar vermelerinden korkar. Oradan uzaklaşarak sığınacağı bir yer ararken aşağıda tarlasını süren aksakallı yaşlı bir ihtiyar ilişir gözüne. Ne de olsa hem aksakallı, hem de ihtiyar ya; kesinlikle güvenilir bir adamdır bu, diye geçirir içinden. Havada geniş daireler çizip süzülerek alçalmaya başlar. İniş yaparak aksakallı ihtiyarın yakınına konar ve rica eder; Bana yardımcı olur, ilerdeki delikanlılardan korur musun? Çok korttum, der. Ama o da ne? “Ummadığın taş, yarar baş” misali güvendiği, sığındığı bu aksakallı ihtiyar eline nar ağacından yapılmış bastonunu alır almaz var gücüyle leyleğin uzun bacağına vurur. Ayağı kırılır leyleğin, canı yanar. Acı içinde yerde çırpınır. Aklının ucundan bile geçmeyen bir tepkiyle karşılaşmıştır. Tüm gücünü toplayarak zor bela oradan uzaklaşır, yuvasına döner. Arkadaşları kendi imkânlarıyla pansuman ederler yaralı leyleği. İyileşince de soluğu mahkemede alır ve davacı olur aksakallı ihtiyardan. Mahkeme günü belirlenir ve sanığa haber salınır. İkisinin mahkemesini yürüten kadı sorguya başlar. Derken, uzun süren mahkeme sonunda kararı açıklar Kadı efendi:

“Leylek haksızlığa uğramış. İnancımız gereği kısasa kısas uygulanacak. Leylek sanığın ayağına bastonla vurup kıracaktır!”

Leylek ise bu karardan hoşnut olmamıştır, mahkeme heyetinden söz hakkı ister. Duruşmadakiler de ne diyeceğini merak ederlerken leylek der ki:

“Ben bu aksakallının ayağını kıracağıma siz sakallarını bir daha uzatmamak üzere kestirirseniz daha adil bir karar olacak, hak yerini bulacak ve ben de fazlasıyla memnun olacağım.”

Kadı şaşırır; "İyi ama neden?" der.

"Çünkü bana yaptığını yapıp onun ayağını kırarsam bir süre sonra iyileşecek ve aynı dini referanslarıyla hayatına devam edecektir. Ama eğer ona bir daha uzatmamak üzere sakal kesme cezasını verirseniz, en azından beni aldattığı gibi başkalarını aldatamayacaktır," der.

Bunu uygun gören mahkeme heyeti sakal kesme cezasını uygun bulur ve karar oracıkta uygulanır.

TEKİR (ANTAR) İLE FARELER VEYA TEKİRİN SAHTE TÖVBESİ

Tarih boyunca tekirlerle fareler arasında orantısız güç kullanımına rağmen, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen amansız bir düşmanlığın olduğu bilinen gerçektir. Bu düşmanlıktan faydalanmak amacıyla kilerlere musallat olan farelere karşı evlerine birer tekir alanları çok duymuşuzdur. İşte öykümüz o günlerde geçer.

Efendim, günlerden bir kış mevsimi, kimsenin dışarıya çıkmadığı soğuk bir günde av bulmakta zorlanan, dolayısıyla aç kalan bir tekir yaşarmış. Açlığa dayanamayıp, ne yapsam, ne etsem diye kara kara düşünen tekirin aklına ilginç bir plân gelir. Plânı gereği kendisine uzun mu uzun bir tülbent parçası temin eder. Genişçe bir sarık yapıp kafasına sarar. Alır 99 luk tespihi eline, ardından civardaki tüm farelere haber salar.

"Bugüne kadar size onca zulmettim, pişmanım. Tövbe etmek için Hacca gideceğim. Tövbemin kabul edilmesi için sizinle helalleşmek istiyorum. Eğer bu erdemliliği gösterecekseniz ki (Ne kadar faziletli olduğunuzu biliyorum.) akşamüstü falanca evin bahçesindeki tandıra gelin helalleşelim. Teşrifleriniz beni onurlandıracaktır," der.

Haber kısa sürede tüm yöreye yayılır. Fareler kurultayının seçkin temsilcileri bu önemli daveti görüşmek üzere geniş bir alanda toplanırlar. Toplantının gündemi, tüm farelerin korkulu rüyası, avcı mı avcı, bela mı bela tekirden aldıkları helallik davetine icabet edip etmeyecekleridir. İrisi ufağıyla tüm fareler ondan öylesine rahatsızlardır ki, dirlik düzenlik denen huzurlu yaşamaya hasret kalmışlardır. Bülent Üstün ün Kötü kedisi Şerafettin e bile taban yağlatacak kadar korkunç olan bu yaratık onların pek çoğunu avlamış, insafsızca hayatlarına son vermiştir. Bu yüzden artık saklandıkları deliklerden çıkamaz olmuşlardır. İşte şimdi de başlarının belası tekir pişman olmuş, mukaddes yolculuğa gitmeye karar vermiş ve bu yüzden helallik dileyecektir. Toplanan fareler kurultayında bu konu titizlikle ele alınacak, enine boyuna tartışılacaktır.

Oturum açılınca, kurultay başkanı fare, sırasıyla konuşmak isteyenlere söz verir. Söz alan delegeler arasında davete sıcak bakanlar olduğu gibi işin içinde bir bit yeniği olabilir düşüncesiyle temkinli yaklaşmanın daha isabetli olacağını düşünenler vardır. Aradan saatler geçmesine rağmen konuya çözüm bulmak şöyle dursun, işin içinden çıkmak daha da karmaşık bir durum alır. Bu durum karşısında meclisin en yaşlı ve deneyimli faresi söz alır ve kürsüye çıkarak şöyle konuşur: “Madem tekir denen bu zalim  yaratık tövbe edecek, madem hacca gidecek, bizler de yıllardır süren zulmünden kurtulacağız, helallik dileyeceği davete neden gitmeyelim ki?” der. Eğer helalleşmenin tandırda olması sizi işkillendiriyorsa, bu soğuk kış gününde bulunacak en sıcak yer tandırdır.

Kurultayda bulunan bütün delegeler deneyimli yaşlı farenin bu görüşünü alkışlayarak onaylarlar ve oy birliğiyle helalleşmeye gidilmeye karar verilir.

Deneyimli yaşlı fare, önerisini olumlu karşılayıp sevinç gösterisinde bulunan delegeleri, bir süre sessizce izledikten sonra, konuşmasını şöyle sürdürür: “Davet saatinden yarım saat önce bu meydanda toplanacağız. Gelenekler gereği elimiz boş gitmeyeceğiz. Hepimizin adına hediyeyi de ben alacağım,” der.

Kurultay delegesi fareler, korkusuz ve huzur dolu günler hayal ederek sevinç çığlıklarıyla hep bir ağızdan: “Tamam, anlaştık” derler.

Toplantı sona ermiştir. Bütün fareler evlerinin yolunu tutarlar. Tekir denen canavarın elinden kurtulmalarına az kalmıştır. Artık beklenen gün gelmiştir, barış içinde yaşayacaklardır. Meydanda toplanıp yaşlı ve haliyle deneyimli farenin elinde hediye paketi ile belirtilen adresteki tandıra doğru cılız bacaklarıyla adım adım yol almaya başlarlar. Biraz endişeli olsalar da tatlı bir heyecan kaplamıştır ufacık bedenlerini. Akıbeti de merak ediyorlardır çünkü haklı olarak.

 

Büyükler önden olmak üzere tandırdan içeri doğru girmeye başlarlar. Düğüne gider gibi gelen fareleri gören tekir başında sarık, elinde tespih zikrine devam ederek göz ucuyla süzmeye başlamıştır bile. Tabi iştahı kabardıkça kabarıyordu. Hissettirmeden yanlış bir hareketin nimetin elden gideceğinin farkındaydı. Başköşede büyükler olmak üzere halka şeklinde yerlerine kuruldu bütün fareler. Hal-hatır ve muhabbetten sonra tekir konuşmaya başlamış:

“Size çok zulmettim, farkındayım. Her zaman kâbusunuz oldum. Düşündüm, taşındım, bunun sonu yok dedim. Yaş da kemale erdi ya, sonunda kararımı verdim. Bu Kurban bayramının Hac mevsiminde mukaddes topraklara gidip hacı olmaya karar verdim. Tabi malum helallik dilemek hem o uzun ve çileli çöl yolculuğunun kabul edilmesini şartı, hem de geleneklerimizin gereği. Öncelikle sizleri buralara kadar yorduğum için özür dilerim," demiş. Sonra gözyaşlarını silip; "Arkadaşlar hakkınızı helal ediyor musunuz?" diye sormuş.

Fareler sevinçle evet demeye hazırlanırlarken bir de ne görsünler. Tekir, tandırın dibindeki ateşleme ve havalandırma deliğini kafasına sardığı sarıkla tıkayıp, "Ben vazgeçtim, Hacca falan gitmiyorum!" demiş, ardından kapana kısılan fareleri insafsızca boğazlamaya başlamış. Neye uğradıklarını anlayamayan fareler bir o yana bir bu yana kaçmaya çalışmışlarsa da nafile. Çünkü tekir tek çıkış yolunu sarığı ile kapatmıştır.

Sonuç mu? O gün tandırda bir trajedi yaşanır ve bütün farelerin hayatı sonlanır. Tekir yiyeceğini yemiş, artanını da kavurma yapıp soğuk günler için bir köşeye istiflemiştir.

Kıssadan hisse:

İşte size dini ritüellerle kamufle olup, duygu sömürüsü yapıp aldatanlar için üretilmiş iki ibretlik fabl örneği.

Birinci hadise de yaşlı amca sakalı ile leyleği aldatmış. İkinci hadisede de tekir sahte tövbesi tesbihi ve sarığı ile fareleri aldatmıştır. Şahsi menfaatleri için insanların saf ve temiz duygularını sömürerek aldatanlardan kendimizi muhafaza etmek için çok dikkatli olmamız gerekli.

Aldatmaya yönelik harekette bile futbolcu hakemden sarı kart görüyorsa, insanları aldatanların cezasız kalacağını mı zannediyoruz?

İnsanları Allah ile aldatan; yani manevi ve uhrevi duygu sömürüsü yapan, dünyalık şöhret, servet ve etiketleri için dinini kullanan, şeytan ve şarlatan tipli insanlar tarih boyunca olagelmiştir.

Sağlıcakla...


M. Şakir ÖZMAZI
sakir.56@hotmail.com



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

   FEREÇ BEŞER 2011-04-01  
GÜZEL FABL ÖRNEKLERİ SUNMUŞSUN..ÇOK TEŞEKKÜRLER

SON YAZILARI

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI? SİİRT´TE GENÇ YAZARLAR YETİŞİYOR SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ ERBAİN VEYA DEYİŞİMİZLE: ARP´ENİYE EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN SONBAHARDAKİ MİSAFİRİMİZ TAHHAN AMCA SİİRT´TE BAKIRCILIK VE BAKIRCILAR ÇOCUKLUĞUMUZDA BAYRAM COŞKUSU GİZEMLİ KAPILAR MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 185317 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 157518 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56