• Şuan Sitemizde 30 Kişi Haber Okuyor.
  • M.Şakir Özmazı

  • sakir.56@hotmail.com

  • 22076

M.Şakir Özmazı

EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN

Başta öğretmenim ve şahsında tüm eğitim kahramanlarının gününü kutlarım.

Hayırla Yâd Etmek

Herkesin acı-tatlı anıları vardır geçmişte kalan. Yaşanmışın bile yazılırken acılar ne hüzünler verdiği ve gözyaşları getirdiği herkesce malum. Anılar anlatılınca veya yazılınca bir film karesi gibi gözümüzün önüne geliveriyor. İlkokul hatıraları birer davetsiz misafir gibi belleğin derinlerinden çıka geliveriyor bazen. “O yıllar Geri Gelse” diye içimizden geçiyor ve hayıflanıyoruz. İşte benim de ilkokul yıllarındaki anılarımdan bir buket sunarak sizlerle paylaşayım istedim bu önemsediğimiz Öğretmenler Gününde. 14 Eylül’de İlkokulu okurken, dile kolay takriben 28 yıl geçmiş. Müşfik kanatları altında bizleri yetiştiren, iyi bir eğitmen olarak kutsal vazifesini en mükemmel şekliyle icra eden, her zaman yâd ettiğim, sevecen ve tam bir hanımefendi olan Gülistan Öğretmenime sonsuz saygı ve sevgilerimi ileterek başlıyorum.

İlkokula Başlarken

Hani, bazen bir akşam önce yenen yemek hatırlanmaz, fakat yıllar önce yaşanan bir hatıra unutulamaz ya. İşte böyle bir şey. Cas bir evin avlusunda bana, okulu sevdirme adına aldığım nasihatler hala kulağımda ve zihnimde tazeliğini korumakta. Annem beni kucağına alarak, uzun sarı saçlarımı “Berroce” de itina ile taradığını ve okula başlarken ağlayarak saçlarımı kestirdiklerini, siyah önlük giydirerek komşu çocuklarıyla okula gittiğimin ilk gününü unutmam mümkün mü? Sabahçı idim. Son zili kast ederek “Zil çalınca eve geleceksin” demişlerdi bana. Ben de ilk teneffüs zili çalarken çantamı alıp nefesi evde almıştım. O zaman çok hoşuma gitmişti. Okulun sıkıcı olacağını sanmıştım. Oysaki hiç de öyle değildi. Ama zaman içinde yavaş yavaş alıştım tabi.

Teyzemin nur topu ilk torunu dünyaya gelmişti. Bu mutlu günün tebrik ziyaretlerinde annem öğretmenimle karşılaşmış ve dururumu sormuştu da, siz “hem çalışkan hem de haylaz” olduğumu söylemişti. Tabi akşam, annemden durumu anlatıp çalışkan dendiği için takdir, haylaz dendiği için de azar işitmiştim. Nasihatlerle bırakmamı istedikleri haylazlığı bir türlü bırakamıyordum nedense.

Öğretmenimin eşi Nezir Bey. O zamanlar Milli Eğitim Müdürü idi yanlış değilsem. Müdürlük; Valilik binasının birinci katındaydı. Bir emanet göndermişti benimle eşine verilmek üzere. Ben de büyük bir sorumluluk içinde Valilik binasına girip odasını sorduğum görevli, bana odasının önünde ayakta duran beyefendiyi işaret etti. Verilen vazifeyi ifa etmenin heyecanı içindeyken, Nezir Bey, teşekkür edip, "bekle" dedi. Tabi bende merak ediyorum. Odasından bana hediye olarak kalem getirdi. Çok memnun olmuştum.

 

Veda Partisi

Hani meşhurdur, “Hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür” ve zaten insan kelimesinin manası nisyandan geldiği malum. Yıllar önceki, hele hele çocuklukta zihne nakşolan bir hadise kolay kolay silinmez. Okulumuzun dönem sonu Halk Eğitim Merkezi salonunda yapılacak etkinlikte müzik öğretmeni eşliğinde koro ekibinde yer almıştım. Kıyafet için rahmetli babamın elini tutup “Üç Kapılı” mağazasının yolunu tutmuştuk. Pantolon için lacivert, gömlek için de lacivert puanlı beyaz kumaşı almış ve terzi olan babam kendi elleriyle özene-bezene dikti.

Hiç unutamadığım diyebileceğim bir anekdot da şu: 5. sınıfta, okulun kapanmasına yakın bir veda partisi verecektik. Okulun girişinde öğretmenimiz ve tüm sınıf arkadaşlarıyla beraber hatıra bir fotoğraf için objektife gülümsedik. Bir öğretmenimiz saz çaldı, biz de hem oynadık hem eğlendik. Ve ben o zaman popüler olan şimdi aklıma gelmeyen bir ses sanatçısının türküsünü, onu taklit ederek hareketli parçayı alkışlarla seslendirdim. Tabi bunu ne kadar becerebilmişim bilmem ama medeni cesaretimden ötürü de ayrıca alkış almıştım. Bütün sınıf, imkânlarımız ölçüsünde evde hazırlattığımız pastalar, kekler, börekler, çörekleri sıraların üstüne usulca dizmiştik. Annem akşamdan hazırladığı paspanyayı (Nedense bu ismin yerini şimdilerde kek aldı) Altı oval bakır bir tencerenin içine itina ile dizmişti. Dolmayı çok seven göbekli ve aynı zamanda nüktedan öğretmenimiz (İsmini hatırlamıyorum) heyecanla tencereye doğru yürüyüp kapağını açarken düşündüğü sarma-dolma çıkmayınca hayal kırıklığına uğramış gibi oldu. Tabi bunu fark eden öğretmen ve öğrenciler bayağı gülüşmüştük. Oysaki öyle olacağını bilseydim, anneme sarma-dolma yapmasını söylerdim. Tabi onu yanıltan bakır tencere olunca, akşam eve döndüğümüzde anneme durumu anlatarak keşke başka bir tencereye bıraksaydın dediğimi de hatırlıyorum.

Bilgi Yarışmasında Elde Ettiğimiz Başarı

4. Sınıf öğrencisi iken, 4 kız arkadaşımla okullar arası bilgi yarışmasında okulumuzu temsil edip ikinci olmayı başarmıştık. Kitap hediyelerle de taltif edilmiştik. Bana düşen kitabın ismi “Müjdeci Hüsnü” idi.

Oyun Alanlarımız

Bugün yaşanmış kadar berrak hatıralar mekânı... ”Istol-ıl Imbar”, “Şeyhil Meb’uni” ve “Rahimiye Medresesinin boş alanı” (Şimdi Rahimiye Yurdu). Bu üçgende çocukluğumun en güzel günlerini geçirdim. Dedemlerin evi oyun alanlarıma yakın olduğu için acıktığımda onlara giderdim. Rahmetli anneannemin cömert ikramıyla acıkan karnımı doyururdum. Oyuna kaldığım yerden devam etmeye giderken ceplerimi ceviz içi, kuru üzüm ve incirle doldurduğunu hiç mi hiç unutamam ve tadı hala damağımda desem yerinde olur sanırım. Akşam saat kim bilir kaç olmuş? Ve biz hala top peşinde koşuyoruz lastik ayakkabılarımızla. Ama aşağı mahallenin çocukları gelmiş. Kozlarımızı mahallenin top patlatan (dikenli tellerle bezeli Verem ve Sıtma Savaş Dispanserinin bulunduğu bahçe duvarı) boş alanda paylaşıyoruz. Bazen de okulumuzun bahçe duvarından atlayıp “Beytil Mep’uni” mezarlığının orta yerindeki mezar taşı olmayan bölümü futbol sahası niyetiyle top koşturuyorduk. Tabi mezarlık bekçisi ile koşuşturmadan da ayrı bir zevk alırdık adeta. Evet, yorgun argın ve kan ter içinde dönerken azar işitiyordum. Çünkü zamanın nasıl geçtiğini bilmezdik, ancak hava kararırken hatırımıza gelirdi geç olduğunu.

Huzur Sokağımız

Güzelliklerle dolu tatlı hatıraların yaşandığı romanlara konu olan “Huzur Sokağı”nı andıran Batı Mahallesinin 23 nolu sokağı. Ve alışveriş yaptığımız “Sokul Meşayih” samimiyet, sadakat ve akla gelebilecek tüm erdemlerin baş tacı edildiği bir zaman dilimi içinde yer aldık.

Zaman geçiyor olabilir, fakat insan birikimleriyle derlediklerini ve hatıralarıyla taşır beraberinde bu fani dünyadan. Günler sararan yapraklar misali bir bir düşüyor yaşantımızdan ve insan geriye dönüp anmak, yaşadığı güzellikleri tekrar yaşamak istiyor ama iş işten geçiyor, yaşanılan yaşanmışlığıyla baş başa kalıyor, kenarda köşede bir şeyler bırakarak.

Hadi gelin dönelim şöyle eski günlere. Canlandıralım eski hatıralarımızı, bakalım aklımıza neler gelecek?

Kalbi teşekkürlerimi, saygılarımı sunuyorum ve ellerinizden öpüyorum Öğretmenim.

İlkokul anılarımın tazelenmesine sebep olarak aradan yıllar geçmesine rağmen yine ders veriyorsunuz adeta. Sizlere minnettarım.

Başta öğretmenim ve şahsında tüm eğitim kahramanlarının gününü kutlar, sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim.

Saygıyla.


sakir.56@hotmail.com
M.Şakir ÖZMAZI



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

   Musa Onur TOPRAK 2010-12-22  
Nostaljik bir şarkı gibi yazmışsınız. Hani çok eskilerden bildiğimiz ve hatırlayınca maziye duygusal bir yolculuk yağtığımız şarkılar olur ya... Biraz hüzün biraz mutluluk biraz özlem ve daha bir çok duyguyu beraber yaşattınız. Öğretmenlerimizin gerçekten almak isteyen öğrencileri için bir çok fedakarlıklar yaptığına çok şahit oldum. Orta okul , lise öğretmenlerimin hepsi de mükemmel insanlardı tabi ama okul denince nedense akla hep ilk okul öğretmenlerimiz gelir. Hepsi gerçekten birer kahraman ve elleri öpülesi insanlar...

SON YAZILARI

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI? SİİRT´TE GENÇ YAZARLAR YETİŞİYOR SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ ERBAİN VEYA DEYİŞİMİZLE: ARP´ENİYE EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN SONBAHARDAKİ MİSAFİRİMİZ TAHHAN AMCA SİİRT´TE BAKIRCILIK VE BAKIRCILAR ÇOCUKLUĞUMUZDA BAYRAM COŞKUSU GİZEMLİ KAPILAR MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 185317 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 157518 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56