• Şuan Sitemizde 66 Kişi Haber Okuyor.
  • Fethi Gönül

  • fethi-gonul@siirt56.com

  • 11499

Fethi Gönül

ŞEHİDİN ARDINDAN

ŞEHİDİN ARDINDAN

“Bismillah her hayrın başıdır.” İlkyazımıza Bu sözle başlamıştık. Yaşadığımız bu günler Bismillah’a ve hayra ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

 

İkinci yazımı yazmak için birkaç kez bilgisayarın başına geçtim. Ama bir türlü yazmadım. Daha doğrusu yazamadım. Ne yazacağımı bilemedim. Kelimelerin tükendiği yerdeydim.

 

İlk olarak, aklımıza geldikçe dua ettiğimiz, bazen yardım toplandığında birkaç kuruş vererek vicdanımızı tatmin etmeye çalıştığımız; Gazze’ye, ezilen, işkenceye, tecavüze uğrayan, öldürülen kardeşlerimize sahip çıkan, Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle;

 

“ Kim var? diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert ben varım! cevabını verici, her ferdi benim olmadığım yerde kimse yoktur! fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...” misali ortaya atılmış ben varım! diyen o mübarek insanları takip ettim ne yazayım diye düşünerek ve ne olacağını merak ederek.

 

Sonra o sabah yola çıktığından beri her sabah uyandığımda ne olduğunu takip etmek için her gün yaptığım gibi televizyonu ve bilgisayarı açtım. İsrail komandolarının gemiye çıktığı yaralı ve şehit olduğu haberlerini duyunca sanki başımdan kaynar sular döküldü. Çünkü o gemide çok sevdiğim saydığım ve beni de sevdiklerine inandığım abi diye çağırdığım 2 kişi vardı. Aman Allah’ım onlara ne olmuştu. Durumları nasıldı? Yaralı mıydılar, yoksa çok istedikleri, onun için yola çıktıkları şehadet şerbetini mi içmişlerdi?

 

O lanet olası İsraillilerin müdahalesinden sonra hiçbir haber alınamıyordu. Hemen telefon trafiği başladı. Herkes birbirini arıyor. Bir haber almaya çalışıyordu.

 

Benim aklımdan 92–93 yıllarında Metin Yardım’la tanışma dönemimiz Milli Gençlik Vakfı’nın (MGV)’nin kuruluş süreci ve 17–18 yıllık dostlukta geçirdiğimiz günler geliyordu. Metin Abi bizim büyüğümüz olarak her işte önde gidiyor, bize yol açıyordu. O zamanki gençlerle olan diyalogu, onlar için hayatını vakfetmesi, piknikler, faaliyetler, organizasyonlar, koşuşturmalar... Bunlar Metin Abi’nin yaşam tarzıydı. O bütün gençlerin Metin Abisiydi.

 

Sonra Şehidimiz, gururumuz İnşallah ahirette şefaatçimiz, İbrahim BİLGEN abimiz. Onunla tanışmamız yine aynı yıllarda SELAM TV.nin kuruluşu sürecinde olmuştu. SELAM TV’nin kuruluş sürecinde O, Ben, Zekeriya Aydın, Selami Soysal, Daha sonra Faysal Çelik,  bir ekip olmuştuk. Daha sonradan hepimizin yolları ayrılmış ekipte ayrılanlar, yeni katılanlar olmuştu. Tek değişmeyen İbrahim Abiydi. Bu azmi ve kararlılığı sonda onu şehadete götürdü. O yıllarca bizim İbrahim Abimizdi. Bize devamlı nasihatlerde bulunan, yol göstermeye çalışan büyüğümüzdü. Bütün Siirt O’nu tanırdı. Severdi tanırdı.

 

Her ikisi de Necip Fazıl’ın şiirindeki gibi devamlı “Ben Varım!” diyenlerdendiler. O yüzden herkes tarafından seviliyor sayılıyor ve yaşça büyükleri dahi onlara Abi diye hitap ediyorlardı.

 

Geçen her bir dakika yıl gibi geliyor.  Zaman bir türlü geçmiyordu. “Ya Rabbim Yok muydu Bu Gecenin Sabahı” Telefon trafiği artıyor herkes bir haber almıştır diye yakın dostlarını ve arkadaşlarını arıyorlardı. Haber alamayınca da İsrail’e ve lanetlilerine öfke artıyor, sinirler geriliyordu.

 

Türkiye’deki yetkililer sert açıklamalarda bulunuyor. İşin bir an çözülmesini istiyorlardı. Tüm Türkiye’ye tercüman oluyorlardı. Herkes yaralı ve şehidlerin adlarını merak ediyor. O kutlu insanlara ne olduğunu merak ediyorlardı?

 

Salı günü telefonum çaldı. Arayan kadim dostum Şakir Özmazı’ydı. İbrahim Abi’nin Şehadet haberinin geldiğini söylüyordu. Zaten alo der demez sesinden tahmin etmiştim zaten bir olumsuzluğun olduğunu. Hani öyle durumlarda telefon acı acı çalar ya. Aynen öyle oldu. Yine de inanmak istemiyordum. Hemen Metin Abiyi sordum. Verdiği cevapla daha da yıkıldım. Çünkü ondan hiçbir haber yoktu.

 

Daha sonradan bende haber doğrumu diye neredeyse tüm samimi arkadaşları aradım. Kimisi doğru diyordu. Kimisi de duymadım diyordu. Ama kimse inanmak istemiyordu. İlk başta bizim için yıkım olmuştu. İbrahim Abinin Şehadeti. Daha sonradan arkadaşlar yavaş yavaş İbrahim Abinin evinin önünde toplanmaya başlamışlardı. Sanki gizli bir el oraya tümünü çekiyordu. İbrahim Abiye hepimizin Abisine son görevlerini yapmak için. Arkadaşlar bir araya gelince aslında İbrahim Abinin şehadetine üzülmememiz gerektiğini onun adına sevinmemiz gerektiğini anladık. Çünkü o hayatı boyunca bunu arzulamış, bunu istemiş, her duasında ve her dua isteğinde bunu dillendirmişti. Şunu anladık aslında bizim ona değil kendimize üzülmemiz gerekirdi. Çünkü o KURTULUŞA ERENLERDENDİ.  Şehid olmuş, en üstün mertebelerden birine kavuşmuştu. Acaba biz nasıl, hangi halde emanetimizi teslim edecektik.

 

İbrahim Abinin sevenleri hemen orda bir taziye yeri hazırlamış ve karşılama için organizasyon yapılmaya başlanmıştı. Çünkü bu bir şehir cenazesiydi. Siirt şehrinin ve halkının gururuydu, şerefiydi. O canını vermişti bu O’nun Rızası uğruna. Onun için en azından bu yapılmalıydı.

 

Ama kafalarda hala bir soru işareti vardı. Metin YARDIM’ın durumu neydi Şehit mi, yaralımı, esir mi?   Onun da hafif yaralı olduğu, esirler arasında bulunduğu haberi gelince gönüllerimize bir nebze olsun su serpilmişti.

 

İbrahim BİLGEN’in ve Metin YARDIM’ın geliş günü merakla bekleniyordu. Hazırlıklar yapılıyordu. Şehidimizin ve gazimizin resimleri Filistin Bayraklarıyla basılmış şehrin her tarafına asılmaya başlanmıştı. Şehidin ve Gazinin geliş günü belli olmuştu. Herkes onları karşılamaya gitmeye çalışıyordu. İki ekip yapılacaktı. Bir ekip onları karşılamaya Diyarbakır’a gidecek, O mübarekleri Siirt’e getireceklerdi. İkinci ekipte Siirt’te kalacak karşılamayı ve düzenlemeyi organize edecekti.

 

O ne mübarek geceydi. Siirt’te bu kadar araba var mıydı? Gecenin bu vaktinde bu kadar insan nerden toplanmıştı? Şehrin girişinde gecenin o vaktinde konvoya gelemeyenler çoluk çocuklarını toplamışlar konvoyu alkışlıyorlardı. Annelerimiz yola çıkmış ağlıyorlardı. Anacığım ağlama İbrahim Abi Şehid olmuştu ama onun yolundan gidecek yüzbinlerce İbrahim bırakmıştı. Şehid bereketiyle beraber gelmişti. Yıllarca arzuladığı yapmaya çalıştığını Şehadetiyle gerçekleştirmişti. Genci-yaşlısı, erkeği-bayanı, herkes ordaydı. Çok duygusal anlar yaşanıyordu. Çok kişi ağlıyordu. Sanki Ölüm konvoyu değil, Düğün konvoyuydu. Çünkü İbrahim ağabeyimizin Sevdiğine kavuşma anları yaklaşıyordu. Artık kimse üzülmüyordu. Herkes onun Şehadetini kıskanıyordu. Herkes Gazimizi kıskanıyordu. Keşke bende o gemide olsaydım. Diyordu. Bir dahaki sefere bende varım, benide yazın nidaları yükseliyordu.

 

Ve hastane önüne geliş. İlk olarak Metin YARDIM’ın gelmesi sloganlar alkışlar. Sonra Şehid cenazesinin gelişi. Aman Allah’ım o ne geceydi. Gecenin bu vaktinde bu kadar kişiyi kim toplayabilirdi. Siirt bir daha böyle bir gece geçirebilir miydi. “ŞEHADET İBRAHİM ABİYE ÇOK YAKIŞMIŞTI, İBRAHİM ABİ’DE ŞEHADETE ÇOK YAKIŞMIŞTI”

 

Sabah ezanının okunuşuna kadar Med-Life Hastanesinin önünde bekledik. Hastane yetkililerine buradan çok teşekkür ediyorum. Gösterdikleri çaba ve gayret için. Ezan okunurken arkadaşlarla ayrıldık sabah 08.30’da buluşmak üzere. Ve Sabah 08:30 Kalabalık toplanmaya başlamıştı, Saat 10:30’da Şehid cenazesinin kaldırılacağının duyurulmasına rağmen. Vakit geldi. O ne kalabalık o ne çoşku. Böyle bir kalabalığı böyle bir çoşkuyu Siirt ne daha önceden görmüştür, ne de bundan sonra görecektir. Kalabalığın Sloganlarla, tekbirlerle Camiye gidişi ve giderek kalabalıklaşan o insanlar. Camiye varış, Cuma namazı ve arkasından Cenaze namazı. Yine giderek kalabalıklaşan ne ucu nede sonu gözükmeyen insanlar topluluğu. Yine Salâvatlar, tekbirler ve Sloganlar. Şehidin defin işlemleri ve akabinde üç günlük taziye. Başka illerden Şehid görmeye gelenler, Şehidin cenaze namazını kılmaya gelenler azımsanmayacak sayıdaydı.

 

İBRAHİM ABİ!

Bize bir şehidle dost olmayı vesile yaptığın için,

Bize bir şehid için çalışmayı vesile yaptığın için,

Bize bir şehidin cenazesini taşımayı vesile ettiğin için,

Bize bir şehidin cenaze namazını kılmamıza vesile olduğun için,

 

ALLAH(C.C.) senden razı olsun. Yolun yolumuz olsun. Sen bu yolda Şehid oldun ama geride firavunlarla nemrutlarla savaşacak binlerce, milyonlarca İbrahim bıraktın. Çünkü Dünya döndüğü müddetçe İbrahim’lerin Firavunlarla, Nemrutlarla mücadelesi devam edecektir.

 

“ÖLÜM GÜZEL ŞEY BUDUR PERDE ARDINDAN HABER,

HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜRMÜYDÜ PEYGAMBER”

                                               N. FAZIL KISAKÜREK

 

 

YARABBİM BİZE DE GÜZEL BİR ÖLÜM NASİP ET. (âmin)

 

Sağlıcakla...

 

 

Fethi GÖNÜL

08 Haziran 2010



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

   MUSTAFA KARAMAN 2010-09-15  
şehîdler,sıddîkler,salihler peygamberlerle beraber bir arada bulunurlar.şehadet ve ölüm en büyük vaizdir.sözlerle ve yazılarla ifade etsek edemeyiz,aciz kalırız.
   murat yardım 2010-06-13  
Yüreğine sağlık. Çok güzel yazmışsın...

SON YAZILARI

SUSKUNLUĞUMUZ NEDENDİR? ŞEHİRLİ OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ ŞEHİDİN ARDINDAN BAŞLARKEN

Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 22 yorum
  • 181533 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 25 yorum
  • 154234 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56